VİYANA KUŞATMASI VE AB Nevzat KELLELİ Avrupa Birliğine girmek ve entegre olmak için yapmadığımız hiçbir hukuki ve ekonomik, kültürel , anayasal çalışma kalmadı.. 15 .yüzyıldan bu yana Avrupa’ya doğru açılan Osmanlı İmparatorluğunun hoş görüsü içinde yaşayan Katolik ve Hrıstiyanlarla Museviler aslında AB nin temellerini o yüzyıllarda atmışlardı.. Tarih ders kitaplarında Avrupa da Osmanlının yaşadığı kötü kaderin 1683 yılı Karlofça antlaşması ile başladığını, Kurtuluş savaşı ile bu kötü talihin sona erdiğini , düşmanın Sakarya ve başkomutanlık meydan savaşlarında Anadolu topraklarından püskürtülmesinden sonra ise Hem Avrupanın yeni arayışlar içerisine girdiğini hem de Osmanlının torunları olan Türklerin savaş siyasetini değiştirerek barış içerisinde Avrupa ile birleşme yollarını tercih ettiğini görebiliriz.. Aslında Avrupa Birliğinin temellerinin 19 yüzyılda atıldığını ve daha sonra Avrupalı ülkeler ile Türkiye’nin bu birlik içerisinde olmak için sürekli çaba sarfettiklerini kör olan bile anlar..
Savaş Anadolu’ya 1071 Malazgirt zaferi ile giren tüm bey ve boyları birleştirdiği için Avrupalı ekonomik ve kültürel savaşı tercih etmiş, günümüzde bu savaşın üzerimizde bıraktığı etkileri , bayramlarla, aile toplantılarında hatta aynı apartmanda oturup da hasta, ölü veya sıkıntısı olanları bile bilmemekle görebiliyoruz..Sosyal yönümüz, ahlaki değerlerimiz , ekonominin kıskacında yok oluyor..
Viyana kuşatması ve Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın başarısızlığının ardında aslında 1683 den önce başlayan Katolik ve Ortodoksları bir araya getiren AB nin temeli Avrupalılık birleşmesi vardı..
Osmanlı İmparatorluğunun kendilerine sağladığı hoş görüye karşılık, Macarları Avrupalı saymayan ama günümüzde Macaristan’ı AB sınırlarına alan Hristiyan alemi Osmanlıların Avrupadan atılmasına yönelik Kültürel, ekonomik ve siyasi birliktelik olan AB nin temelini atmışlar ve Osmanlılara karşı Avrupa dışına öteleme çalışmasına başlamışlardı..
Bugün AB ülkelerine baktığınızda çoğunun geçmişinde Osmanlı kültürü, medeniyeti ve tarihinin varlığını görebilirsiniz..
Bugün AB kapısında olan siyasilerimiz öncelikle bu birliğin Müslüman ve Türk kökenli olanlara hizmet etmek istemediğini ,hatta Avrupa’da 1683 yılında Osmanlılara yaşattıkları hoşgörüsüzlüklerini şimdi İtalya, Almanya, Fransa, Avusturya,Bulgaristan, Yunanistan, İsveç, Norveç, Hollanda ve Belçika gibi ülkelerde görmek mümkün. Basını izleyen herkes her gün Avrupanın Türklere nasıl bir bakış içerisinde olduğunu hisseder.4 milyon Türk’ün yaşadığı Avrupa ülkelerinde bu insanlarımızı birlik içerisinde görmeyenler Türkiye’de iç şiddeti desteklemekte sonra da karşımıza geçip gülmektedirler..
Artık , gerçekleri anlamanın zamanı gelmiştir. Türk mühendisleri, Türk bilim adamları her türlü yeniliği hayata geçirebilmektedir. Avrupa bağımlılığı yerine Avrupa ve dünya ile teknik , ekonomik, siyasi, sosyal hayatta işbirliğine geçmeliyiz..Bugün yaşanan gelişmeyi ve fırsatları kaçırmamalıyız. .Kendimize, insanlarımıza , siyasetimize , tarım ve ticaretimize güvenmeliyiz..AB Aslında 15-16.yüzyıllarda Osmanlılara Avrupadan atma amacına yönelik hristiyan birliği için kurulmuş günümüzde ise çökmüş Avrupa ekonomisini, kültürünü , gelişmekte olan ülkelerin kaynakları ile zenginleştirmek isteyen bunun için de tavizler arayan bir ortak kurum olmuştur. Türkiye AB alternatifini her zaman yaratacak konumdadır..Yeterli birlikteliğimize güvenelim. Ülkemizi sevelim.
|